Alın Teri

9
142
Alın Teri Dökmek Helal Kazanç Urfa Köşe yazıs
Alın Teri Dökmek

Alın Teri Dökmek Helal Kazanç

 

Alın teri, göz nuru, el emeğinin, sonucu kazançtır, ele geçtiğimiz paradır,  Bu ölçüler kapsamında ele geçtiğimiz para helal Kazanç olarak ifade edilir.

huzurunu ise toplumun nefretini uyandıran kazançlar; hırsızlık, soygun, gasp, kumar, kaçakçılık ve uyuşturucu piyasalama gibi. Bu işlere alışanlar, bol paraya, doyumsuzluğa, aşırı harcama ve israfa alışmışlardır. O günün gelirini bir gecede bitirmeye meyilli ve hoyratça doyumsuzdurlar adeta…

 

İşin özelliğine; hukuki yönden değil kazanç hırsıyla hücum ederler. Elde edilen neticelerin vasfına, miktarına, türüne, helaline, alın teri olması ya da olmaması onları hiç ilgilendirmez. Onlar meblağın sayısının büyüklüğüne bakarlar. “Gelsin yeter ki gelsin” derler.Hepsi bundan ibaret ne diye biliriz ki?

 

Hz. Ömer oğlu Abdullah ı meslek öğrenmek amacıyla bir terzinin yanına çırak sunar. Terzi, Halifenin oğlu bulunduğu nedeniyle onu akşama kadar serbest bırakır. Akşam olunca o günkü parasını sunar, eve gidi verir. Abdullah eve gelince babasına o günkü yevmiyesini sunar. Hz. Ömer ise  bu parayı kuvvetinin yettiği kadarı ile fırlatır. Parayı babasının atmasına Abdullah herhangi bir reaksiyon da göstermez. Bu hadise birkaç gün devam eder böyle. Abdullah ın duyarsızlığı devam ettiği nedeniyle; Halife terziyi ziyaret eder. Terziye; Abdullah ı bil fiil çalıştırıp yorulmasını ister ayrıca. Bu hal üstüne Abdullah ı çalıştırıp  terzi de aynı biçimde akşam olunca Abdullah aldığı parayı tekrar babasına sunar. Babası parayı atacağı anda itiraz eder.Ve oğlu şöyle der Bu parayı kazanmak amacıyla bir gün zamanınca yoruldum. Dizlerimde derman kalmadı. Halife; o’na

 

–          İşte helal kazanç, yorularak, terleyerek elde ettikleridir.

 

Alın teri olmayan para; diğerlerinin emeğidir. Sen çalış, “ben yiyeyim, diğerleri açlıktan ölürse beni hiç ilgilendirmez,” mantığı olmayan; egoistliktir. Bu sistemlerde parası olanlar yan gelip yatarlar. Vampirler gibi kanla beslenip şişman olurlar. Yıkılan yuvalar, dağılan haneler, çöken Ocaklar; kin nefret ve hiddetleri göstergelerini yükseltir. Fakir ve varlıklı arasındaki uçurumları derinleştirir. Uzlaşmayı, bir araya gelmeyi sağlayan köprülerin yıkılmasına göçmesine neden  sunarlar.

 

Alın teri, emek olarak kazanılan paralar insana huzur sunar, rahat ettirir. Güven sağlar. Kirli para, kanlı para, kara para; insanları huzursuz, rahatsız eder. Girdiği evi yakar yerle bir eder, var bulunduğu cebi, cüzdanı yırtar. Her gün korku, tedirginlikle yaşar. Geceleri uykusunu kaçırır. Uyuşturucu ile zehirledikleri insanları; ömürlerinin baharında uyuşturucu komalarına ya da intihar atmosferine itmeleri gözlerinin önünden gitmez. Karartılmış ileri kiler, toprağa düşmüş genç vücutlar vicdanları yaralayacak, kalpleri sızlatacaktır. Bunun bedelini er geç bir gün ödeyeceklerdir. Ne korsan kazanına, o çıkar kaşığına örneğin Kendi ödemese bile çocuğu öder.Ki yanı başımızda bu olaylara şahit olmuşuz çoğu zaman

 

Haram lokma; yalnızca haram olan kaynaklar gayr-ı yasal elde ettikleri paralarla satın alınan değildir. Paramız helal da olsa içersin deki helal olmayan yiyeceklerde haramdır. Domuz, içki ve uyuşturucu katkılı olan besinlerde. Şüpheli şüpheli olan karışım yiyeceklerden uzak durulmalı, alınan besinlerin, vücutta sunulan mineral ve bileşiklerin insan psikolojisine, fizyolojisine, vücut hücrelerine tesirlerinin bulunduğunu unutmamak lazım olur.

 

İmam Azam Ebu Hanife nin babası Sabit’in derede Abdest alırken suda giden bir elmayı çürüyüp gitmemesi amacıyla alır yer. Ancak daha sonra pişman olur gidip sahibinden helallik ister. O adam helal etme karşılığında bahçesinde çalışmayı ister. Çalışma zamanı dolunca, bahçe sahibi bir koşulunun daha bulunduğunu söyler. Sabit hazretleri helal etmesi amacıyla o koşulu da kabul eder. Kör, sağır topal, çolak olan kızını almasını ister. Sabit; bahçe sahibinin kızıyla evlenir. İçeride denk geldiği kız karşısında şaşıran Sabit, anında dışarı çıkar, adama bir hatamı  var der. O’da; kızının haramı duymadığını, yalana kulağının kapalı, kötülüklere el ve ayağının gitmediğini söyler. İşi mecaz manası budur der. Bu evlilikten İmam-Azam Ebu Hanife dünya’ya gelir.

 

“Helal dairesi keyfe kafidir. Harama girmeye lüzum da  yok Bu böyle biline

 

Rabbim bizleri helal kazan ve yiyen kullarından eylesin.

Hoşça kalın.Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…

 

Urfa Köşe Yazısı        Şanlıurfa Gündem

9 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here