Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi?

1
63
Eski ve yeni Türkiye,Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi?
Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi?

Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi?

Bu haftaki yazımızı uygun gördüğümüz başlıktan da anlaşılacağı üzere Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi? konusuna ayırdık.

2002 yılından bu yana köprünün altından çok sular geçti. Türkiye çok değişti. Bu bağlamda bazı kesimlerin anlamakta güçlük çektiği husus; bu günkü Türkiye’nin eski Türkiye olmadığı ve “irtica” sayılan eskiye dönüşün, bundan böyle asla mümkün olamayacağıdır.

Bu değişimi anlamayan ve buna ayak uydurmakta güçlük çekenler, nihayetinde kendileri kaybedip tarih sahnesinden silinmeye mahkum olmaktadır.

Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi? ve temel ayırıcı özellikleri?

Evvela şunu anlamamız gerekir ki halkın oylarıyla muktedir olduğu halde sayesinde adam yerine konulduğu halkını, bırakın adam yerine koymak; “göbeğini kaşıyan” yok efendim

“kulakları kıllı”  yada “kıyafeti çağdaş değil” gibi söylemlerle adeta küçümseyen bir anlayışın hakim olduğu eski Türkiye yerine; bu gün halkın tam anlamıyla egemen olduğu, başka bir ifade ile Milli Egemenlik ilkesinin tamamen hakim kılındığı, dolayısıyla halkın vicdanına ve sesine önem verildiği, halkın doğrudan seçtiği Muhtarları (Muhtarlık Müessesesi),özlük haklarında yapılan iyileştirme ve köşkte yapılan toplantılar dikkate alındığında oldukça yücelten, Devletin en zirvesinin onlarla yüz yüze görüşüp sorunlarını dinleyerek anında çözdüğü yeni bir Türkiye var bu gün…

Zira eski Türkiye’de  doğu ve güneydoğuda mührü alabilmek adına özellikle köylerde zaman zaman kan dökülmesine bile neden olduğu halde bir angarya hizmeti olmaktan öte herhangi bir anlam ifade etmeyen ama demokrasinin ilk basamağı olarak kabul edilen Muhtarlık Müessesesi ne yeni Türkiye’de verilen önem son derece açıktır.

İkincisi yukarıda kısaca özetlenen değişimi kavrayamayan  bazı zevatın, halk ile tersleştikleri taktirde halk ve halkın seçtiği esas temsilcileri tarafından kısa sürede ters yüz edilip siyasi hayatları bitmek üzere bir daha dönmemek üzere siyaset sahnesinden silindiği gerçeğidir. Bunun en güzel iki örneği, herkesçe müsellem olduğu üzere durumdan rahatsız olan bazı vatandaşların Cumhurbaşkanı ve Başbakana sesini duyurmayı başarması neticesinde, yakın bir geçmişte Urfa ve Bozova da yaşandı. Bunu uzun uzadıya açıklamak, malumu ilam ve arife tarif etmek olur. Dolayısıyla ne demek istediğimiz açıkça anlaşılmış olmalıdır.

Üçüncüsü mevcut hakim siyasi görüşün, Anadolu halkı nezdinde pek itibar görmeyip birleşme ve bütünleşme yerine ayrışmaya neden olan üç çeşit menfi sayılabilecek milliyetçiliğe karşı olduğu ve halkın bu tutuma büyük destek verdiği realitesidir ki bunlar; etnik, bölgesel ve dini milliyetçiliktir.

Eski ve yeni Türkiye yi birbirinden ayıran temel ayırıcı özellikler daha da çoğaltılabilir ancak biz bu yazımızda sadece konumuzla alakalı olan üç özelliği kısaca tespit etmeye çalıştık.

Peki bu özelliklerin Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi konumuzla alakası nedir? sorunuzu duyar gibiyim.

Bir kere halkın seçtiği siyasiler, kim olursa olsun, seçildim, artık hiç kimseye minnetim kalmadı, “yerliyi” sürer “yabancıyı” yücelterek onun vasıtasıyla, bana rakip olabilme potansiyeline sahip olan “yerliyi” bitiririm, böylece piyasada benden başka kimse görünmesin, istediğimi yaparım diyebilme lüksüne sahip değildir. Bunu dedikleri taktirde verdiğimiz iki örnek dikkate alındığında kendileri kaybeder.

Çünkü yeni Türkiye’de yapıp ettiğiniz her şeyin hesabı soruluyor. Temsil kabiliyetine sahip olmayıp halkı kucaklama ve onun sesine kulak verip gereğini yapma noktasında sorun yaşayanlar, uzun vadede kendileri kaybediyor.

Çünkü demokratik cumhuriyet sisteminde asıl yöneten, halkın bizatihi kendisidir. Ancak ülke meselelerini yüz yüze görüşüp karar vermek üzere halkın tamamının bir araya gelmesi pratik olarak mümkün olmadığından, yönetme hak ve yetkisi halkın kendisinde olduğu halde, halk, bu pratik zorluk nedeniyle kendisini temsil etmek üzere anılan hak ve yetkisini, kendisini simgeleyen, kendisine karşı sorumlu olan, belirli bir süre ile sınırlı olmak üzere bu süre zarfında yapıp ettiklerini beğenmediği taktirde onu azledip geri almak kaydıyla başkasına devreder. Dolayısıyla asil olan halk vekil olan şahsa verdiği vekaletini istediği zaman feshedebilir.

Önemli olan Aile,Aşiret ya da belli bir zümre yerine HALKI TEMSİL etmek

İkincisi seçildiğiniz taktirde artık belli bir aileyi, aşireti yada zümreyi değil; tüm halkı temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla mevcut Anayasamızın da bir gereği olarak  herkese eşit davranmak zorundasınız. Örneğin halkın bağrına bastığı çalışkan, dürüst, herkese değer verip eşit davranan sizin emrinizdeki bir kamu görevlisini,  salt bir mahalleden müteşekkil akrabalarım istiyor diye, üstelik hiçbir sorun yokken ve 81 mahalleden 65’ini karşınıza alarak bir yerden sessiz sedasız alamazsınız. Aksi taktirde bu, etnik yada bölgesel milliyetçilik yapmak olur. Bu değişimi yapmaya elbette yetkiniz var ama unutmayın ki size o yetkiyi verdiği halde kendisinden aldığınız bu yetkiyi aleyhine kullanarak karşınıza aldığınız halktan alıyorsunuz. Üstelik illa ki bir değişim gerekiyorsa bile bunun kamu yararı gereği olması gerektiği izahtan varestedir.

Dolayısıyla halka rağmen “yabancı” birisini getirir onun eliyle kardeşi bile kardeşe düşürüp “yerliyi” ezerim diyenlerin akıbetine bakılırsa bunların şahsi çıkarları bağlamında öcü olarak gördükleri “yerli” halkına bizatihi “yabancılaşarak” halkından ziyade kendilerine zarar verdikleri, benden başka piyasada “yerli” hiç kimse görünmesin düşüncesiyle siyasi ikbalini yapmaya çalışırken tam tersine bitirenlerin akıbeti somut bir örnek olarak ortadadır.

Eski ve yeni Türkiye Sonuç olarak:

1) Fiziki şartları itibariyle değerlendirildiği taktirde güzide bir İlçe Merkezi olması gereken Bozova’mızın, hep dillendirildiği gibi geri kalmasının yada başka bir ifade ile gelişme bağlamında bu gün olması gereken yerde bulunmamasının sebeplerinden belkide en önemlisi, kişisel menfaat peşinde olanların, kendisini yetiştiren topraklarla ödeşmenin yegane yolu ona hizmet yolunda hayatını adamaktır düşüncesinde olan Urfa ve Bozova sevdalısı insanları engellemeye çalışmasıdır.

2) Anayasamızın 10.maddesinde de belirtildiği gibi herkes eşit olmasına rağmen “yerli”  ve “yabancı” ayırımı yapanların, sözüm ona çıkarları bağlamında kullanamadıkları ve kendisine her zaman rakip olarak gördükleri  “yerliye” , ehliyet ve liyakate bakmaksızın”yabancıyı” tercih etmesidir. Oysa emanet ehline verilmedikçe kıyameti beklemek gerekir. Aksi taktirde iflah olmayı beklemek beyhudedir.

3) Cehalet, haset, hırs, makam ve mevki düşkünlüğü, haksız kazanç peşinde olmaktan kaynaklanan çekememezliktir.

Oysa cehalet en büyük düşmanımızdır. Bu gün Allah’ın kuluna bahşettiği en değerli servet olan zamanımızı kahve köşelerinde boşa harcamak yerine okuyarak geçirseydik daha farklı yerlerde olabilirdik.

Nitekim parlak bir medeniyet kurup yüzyıllarca dünyaya hakim olan Osmanlı Devleti zamanında “Kıraathaneler ” okuma mekanları olarak kullanılırken günümüzde Cafe türü olarak kurulan Z Kütüphanelerinden, işimize gelmediği için haberdar bile olmayıp faydalanamadığımız halde hemen hemen her gece geç saatlere kadar kahvelerde zaman geçirmeyi itiyat haline getiren bir toplum haline gelmişiz.

Hırs, sebeb-i hasaret olduğu gibi makam ve mevki düşkünlüğünden vareste olup helal rızık peşinde koşmak gerektiği yolundaki ilahi emir karşısında haram sayılabilecek haksız kazanç elde etmek, bir toplumun düzenini bozan başlıca sebeplerdir.

Neticede Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi sorusuna verilecek mantıklı cevabımız eski Türkiye zihniyeti ile yeni Türkiye’de yaşamak, kanaatimizce pek de mümkün görünmemektedir!!!

 

Sen Türkiyesin

Türkiye’de Binicilik Sporu

 

1 Yorum

  1. Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi?
    sorusuna kuşkusuz yeni TÜRKİYE diyorum
    yazınız için teşekkür ederiz yeni yazılarınız bekleriz

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here