Anlaşılmak

0
149
Anlaşılmak ve Anlama için çaba sarf etmeyin
Anlaşılmak

  İnsan; duygu, düşünce, istek ve bakış açısının anlaşılmasını isteyen, Anlaşılmak için çabaladıkça anlaşılmaz bir hal alan ve bunun sonucunda da kendi kabuğuna çekilen bir varlıktır.

  Oysa anlaşılmak; kişinin kendini çokça ifade etmesiyle veya sürekli bir yerlere yetişecekmiş gibi koşuşturmasıyla, hatta hırçınlaşmasıyla elde edilebilecek bir şey değildir.

 Herkes tarafından Anlaşılmak isteyen insanın, kendini tanımamış olması ise çok ince bir paradokstur.

  Bu çelişkinin ve insan çekişmelerinin en büyük nedeni kişinin sorgulama yetisini kaybetmiş olmasıdır.

  Beynin üzerini örtüp, gökyüzünün aydınlığı dururken kapalı kapılar ardına kilitlenip sonra da anlaşılmayı beklemek; dilsiz birinin çığlık atmaya çalışması kadar manasızdır.

   Kişinin düşüncelerini, isteklerini, dünyada bulunuş sebebini ve amacını çözebilmesi için ruhunu ve aklını ayna misali karşısına alıp izlemesi, çözümlemesi ve bilmediği şeyleri araştırıp,  hassasiyetle tefekkür etmesi gerekir.

  İnsan neyi arıyorsa ve neye vasıl olmak istiyorsa bilsin ki kendisi de “o”dur. Ve işin ilginç tarafı meyliniz neye ise, ruh ve beyinde o yönde gelişir, her şeyi de o şekilde algılar.

  Yani; kişinin seslendirdiği düşünceler, içerisinde bulunduğu frekanstan kendisine nakledilen ses kadardır. Oysa ses diye bir şey yoktur. Özü ışık olan titreşim dalgalarına ses denmiştir, bu sadece bir isimdir. Bu da demek oluyor ki; aydınlığınız ne kadar geniş olursa o kadar derin duyarsınız ve ne kadar derin duyarsanız o derece hisseder, ilim ve his konusunda da o derece ilerlersiniz…

  Size söylenilen şey ile duyduğunuz (algıladığınız), şeyin farklı olması da, içine saklandığınız frekanstan(kodlama) kaynaklıdır. O halde kişi kendinin öğretmeni, hayatın da öğrencisidir.

  Anlaşılmak isteyen evvela arzusundan vazgeçip, beynini ve ruhunu sadece anlamaya adamalıdır.

 Dinleyen ve düşünen kişilerin, çokça anlaşılması ve evrensel insanı bir parçada olsa yakalamış olması, karşıdan yansıyanın kendinde de var olduğunu çözümlemesinden kaynaklanır…

    Bazen bir şey duyarız ama duyduğumuz şey bizi tatmin etmez, beynimize ve kalbimize farklı bir duyum olarak nakledilmiştir çünkü. Fakat madde âleminde, ışığın az, dolayısıyla ışık ile gelen titreşimin(sesin) noksan olduğunu bilmek bunu kabul etmemize sebebiyet verir.

  Aslında anlamamak ve anlaşılmadığını düşünmekte bu noktada devreye girer ve insan anlaşılma çabası içerisinde kaybolarak asıl amacını unutur.

  Kendimizi kaybetmekten korktuğumuz içinde anlaşılmadığımız ve anlayamadığımız kişi ve mekânları terk ederek sessizliği tercih ederiz. Çünkü sessizlik en büyük cevaptır.

   Şunu anlatmak isteriz belki de; “Doğru olan şeyi bana yanlış aksettirdiniz, hata, yanılgı, yenilgi, başarısızlık, yasak veya korku, adına ne denirse densin, sonucu ne olursa olsun, doğru olan şeyi net olarak aksettirmediğiniz için s/ustum ve gidişim frekansımı kaybetmemek içindir…”

Anlaşılma çabasında olmayın!

   Çokça anlayın.

 İşte o zaman kâinat kitabında ne kadar anlaşıldığınız yazılır, adınız ses olur, yankılanır ufuklarda…

Fazile AŞAR AYDINALP

Kemal Sunalı Anlamak

Empati kurmak ve farklı olaylar karşısında farklı bakış açısı olmalı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz