Eski Günler

0
83
Eski Günler ve Özlemek
Eski Günler

Eski Günler ne de güzeldi dostlar.Buram buram Eski Günleri özler olduk.


İnsanlığı özledik. Hem hasreti hem vuslatı, güzelliği özledik.
Eski sohbetleri, samimiyeti, ortamları.


Rüzgarın usulca esişi gibi, yumuşak ve ahenkli geçen günleri özledik.
Ve çiçekleri ve yeşili ve gökyüzünü…


Binalaşma dan önce bahçeler, kapatmadan gökdelenler güneşi, kirletmeden teknoloji tabiatı geçen onca hatırayı özledik.


Haşlanmış taze mısırın tuzla yenişini, coşkulu eski bayramları, gülümseyen çocukları, sağlıklı anneleri, sevecen dedeleri, güzel Ramazanları özledik.


Benim çocukluğum o güzel zamanların son yıllarında geçti. Ucundan yetiştik yani. Hala anlatırken ailem göz bebeklerinin gülümseyişi alır beni benden.

Eski Günler Eski Günler! Uzun kış gecelerindeki sohbetler gelir aklıma. Misafirlerin eksik olmadığı sofralar tüter burnumda. Odun sobasının içimizi ısıtışı, soba üzerinde pişirilen kestanelerin demli bir çayla verdiği lezzeti, mandalina kabuklarının yaydığı kokuları özlerim.


Mutluydu insanlar. Belki az dahi olsa vardı ama bu kadar betonlaşmamıştı, makineleşmemişti, yapaylaşmamıştı, kirlenmemişti, acımasızlaşmamıştı dünya. Bu kadar soğuk, itici bir yer değildi…


Televizyon olsa da dinlenirdi radyolar. Her gün koparılıp okunurdu takvim yaprakları. Akrabalık, komşuluk ilişkileri iyiydi. Dostluklar gerçekti. Evliler üç gün sonra boşanmazdı.


Özledik be abiler…
Köşelerde kıvrılıp uyuklayan kediler, kendi kavanozunda yüzen balıklar bile mutluydu.


Huzur vardı güneş ışıklarında. Ümit vardı mektep sıralarında. Kitaplar manalıydı, şiirler kafiyeli.


Isırdığınız elmanın bir lezzeti vardı.
İlaç kokmazdı buğday tarlaları. Su kenarlarında çiçekler görürdük plastik şişelerden ziyade.

Çöpleşmemiş ağaç diplerinde mantarlar çıkardı köyümüzde. Serçeler üzüm salkımlarının üzerinde söylerdi şarkılarını. Minareler uzanırdı göklere direklerden öte…


Özledik ablalar…
Nenelerimizin günlerce uğraşıp ördüğü süveterleri ve her vakaya uygun atasözlerini özledik.


Mavi önlüklü, kırmızı kurdaleli talebeleri özledik.
Sokaklardan geçen seyyar satıcıları özledik.


En çok da vicdanlı insanları özledik. Fikir farklılıkları, siyasi ayrılıklar, kavgalar vardı ama vicdan sahibiydi insanlar. Eksiğiyle, fazlasıyla…


Şimdi yokmuş bunlar dediğinizi duyar gibiyim. Var mı? Varsa ne kadar var? Yahut eski lezzeti kaldı mı?

Ben çok az bir kısmına yetişmişken bu zamanların bu kadar özlüyorum. Düşünün yaşlılar ne kadar hasret çekiyor veya evlatlarımız neyi özleyecek!


Özleyin dostlar, bu çağ ölüm çağı.Samimiyetin,hakikatin,içtenliğin son anları.Bize sadece özlemek kaldı. En azından özlemeyi bilmenin zamanı.

Sosyal Sorumluluk ve İslam

Nerede O Eski Bayramlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.