Ermeni Tasarısı

2
94

 

Gündem Özel

ermeni tasarısı

KÜFÜR TEK BAŞINA BİR MİLLETTİR. DOST ZANNETTİĞİN DE GÜNÜ GELDİĞİNDE ÇIKARI UĞRUNA ASIL YÜZÜNÜ GÖSTERİR.
Az gelişmiş ülkeleri zor kullanmadan imtiyaz ve antlaşmalarla siyasi ve ekonomik açıdan nüfuzu altına alma politikasını izlemek, modern sömürgeciliğin temel özelliklerinden biridir.
Almanya, Sanayi İnkılabından sonra 1920′ lere kadar izlediği bu politika ile Osmanlı Devleti ni  etkisi altına almayı başarmıştır.
1878  Berlin  Kongresi’nden   sonra büyük ölçüde toprak kaybeden Osmanlı, maruz kaldığı Avrupa Devletleri’nin baskısı ve yabancı sermaye egemenliği karşısında maliyesinin iflasına ve 1881’de bütün gelir kaynaklarına el koyan Duyun-u Umumiye teşkilatının kurulmasına engel olamadı.
Yabancı  bankaların ülkede yoğun olarak kurulduğu bu donemde, ekonomi yabancıların eline geçerken ilkel yöntemlerle yapılan tarımda dışa  bağımlılık devam etti.

Ayrıca verilen kapilatülosyonlar gereği yabancılara sağlanan gümrük kolaylığı nedeniyle yerli sanayi daha dogmadan ölüme mahkum oldu.
Osmanlı bu yapısıyla varlığını devam ettirmek adına dış  politikada denge politikası izledi. Nitekim padişah 2.  Abdulhamit’in iki meşrutiyet arası donemde izlediği Almanları öne çıkaran ihtiyatlı denge politikası, belki de donemin şartları gereği sırtını dayayabilecek güçlü  bir Avrupa devletine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanıyordu.
Bu politika, onu tahtından eden Jön Türkler ve daha sonra ittihat ve Terakki döneminde tamamen Alman yanlısı  bir politikaya dönüştü. Almanya ise buna karşılık ham madde kaynağı olarak gördüğü  yanı başındaki uçsuz bucaksız Osmanlı topraklarına göz dikti.
19. YY sonlarında Bismack’in Prusya’si  öncülüğünde 1871 Sedan Savaşı  ile Fransa’yı yenen Almanya, geç de olsa siyasi birliğini ve sanayisini kurdu. Daha sonra başa geçip milliyetçi bir politika izleyen Kaizer Wilhelm, daha önce bölüşülmüş Afrika ihtiyaca cevap vermeyince Osmanlı topraklarına göz koydu.
Osmanlı’ya göre milli şairimiz M.Akif’in de adına methiyeler dizdiği Almanya, iyi bir müttefik ve kurtarıcı idi.
1890’da yapılan antlaşma ile kendisine sağlanan ayrıcalıkların arttırıldığı görülen Almanya, yapılan ıslahatlar ve demir yolu yapımı gibi projelerde etkili olmaya başladı. Bu cümleden olarak Almanya’dan getirilen subay ve uzmanlar, ülkeyi bankacılık, madencilik ve silah sanayinde Almanya açısından karlı bir pazar haline getirdi. Bu arada Memalik-i Osmaniye’nin muhtelif yerlerinde misyonerlik faaliyetinde bulunan çok sayıda Alman Lisesi ve Yetimhanesi acildi. Buna karşılık Osmanlı ise eğitim almaları amacıyla subaylarını Almanya’ya gönderiyordu ki

1. Dünya Savaşında Almanya’nın yanında bir oldu bitti ile savaşa girmemizi sağlayan Enver Pasa, bunlardan sadece biridir.
1. Dünya Savaşında muhtelif cephelerde Almanların çıkarları uğruna çok sayıda asker kaybeden Osmanlı,

1899’da Bağdat Demir yolu projesini, 99 yıllığına Almanya’ya verdi. Ne var ki Almanya ve donemin Duvel-i Muazzama dedikleri Avrupa’nın buyuk devletleri, bu projeyi Osmanlıyı yağmalamak amacıyla kullandılar.
Bu arada Almanya diğer devletler gibi azınlıkları  Osmanlıya karşı  kışkırtmaktan ziyade kendi Yahudilerinin Kudüs’e yerleşmesini teşvik etti. Filistin’de okul ve yetimhaneler açan Almanya, 1869’da Osmanlı ülkesinde toprak satın alma hakkına kavuşunca Hayfa, Yafa ve Kudüs’te Yahudi kolonileri kurdu ki bu durum Yahudi devletinin kurulmasına zemin hazırladı.
Netice itibariyle 19. Asırdan yıkılışa kadar Osmanlı’ya silahsız olarak izlediği politika ile tahakkum eden Almanya’ya maalesef “Tarihi Dost” deme alışkanlığından  bir turlu vazgeçemedik. Dost bildiğimiz Almanya, nihayet aslına rücu  ederek Asılsız Ermeni Tasarısını  kabul etmek suretiyle asil yüzünü  göstermiştir. Yüce dinimizin kutsal kitabındaki tembihleri dinlemezsek dost bildiğimiz daha bir çok müttefiki, çıkarlar çatıştığında ancak yasayarak tanımak zorunda kalmaya devam ederiz….

 

Urfa Köşe Yazarı

Paylaş
Önceki İçerikAhmet Kaya
Sonraki İçerikBiz Duygusu

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here