Kibirli İnsan Kendini Bitirir

0
125
Kibirli olmak ve Kibirli insan Kendini Bitirir
Kibirli insan Kendini Bitirir

Kibirli İnsan Kendini Bitirir

Kibirli insan Kendini Bitirir yazımızı, aslında ortaya çıktığı taktirde toplumdan ziyade sahibine zarar veren, kibirlenen kişinin içinde yaşadığı toplum tarafından zımnen de olsa yadsınan, dolayısıyla kibirlenen kişinin o toplumdaki itibarını bitiren, başka bir tabirle sıfırlayan, esas itibariyle Yüce Dinimizce de hoş görülmeyen Kibir konusuna ayırdık.

Kibirli insan, kişinin, kendisini başkalarından üstün görmesidir. Başkalarını beğenmeme ve kendini diğerlerinin üstünde görme davranışıdır. Her insanın içinde bir aslan yatar deyimi Anadolu’da dillere pelesenk olmuştur. Bu bakımdan her insan, içinde gizli bir büyüklenme hissine sahip olabilir.

Ancak bunun dışarıya yansıtılıp rahatsız ettiği toplum tarafından yadsınması, sahibine zarar vermeye başlar. Zira büyüklük iddiasının aşırı olanı toplum tarafından suç sayılmıştır. Davranış olarak dışarıya yansıyanı da toplum tarafından cezalandırılır.
Büyüklenme doğaldır, ancak aşırı olanı, yani temelsiz büyüklenme hoş görülmez. Kibrin ilanı ise ayıptır.

Kibri ahlaksız kılan da ilan edilmesidir. Kişinin bizzat büyük olduğunu söylemesi, oldukça çirkin sayılır, bu aynı zamanda edepsizliktir.
Tarihte atalarımız büyük düşündü, büyük devletler kurdu. Ancak asla büyüklenmedi. Zira büyüklüğü ile övünen toplumlar bir şekilde yok olmuştur.

İbn-i Haldun devletlerin en fazla üç batın yaşayabileceklerini, her batnın ortalama kırk yıl olduğunu, birinci batnın devleti kurduğunu, ikinci batnın kuruluş aşamasındaki zorlukları gördüğü için devleti koruyarak bir süre daha yaşattığını, üçüncü batnın ise asalet iddiasında bulunup büyüklenerek devletin yıkılışına sebep olduğunu söyler. Osmanlı Devleti gibi yapılan bir takım ıslahatlarla nispeten daha uzun yaşaması sağlanan bazı Devletleri de bundan istisna tutar.
Bu itibarla yıkılış aşamasına baktığımızda Osmanlı’nın son yüzyılda Batı’nın bir sömürgesi olmasına rağmen büyüklük iddiasını sürdürüp gösterişe kaçtığını görürüz.

Almanya Kibirli Olmak tan Uzak Durunca Büyüdü

Buna karşın Almanya mütevazı Frederick ile büyürken bizimkiler borç para alıp büyüklük iddiasını sürdürmüştür. Osmanlı nihayet yıkılırken Almanya yakın tarihte yaşanan iki büyük dünya savaşları ile yenilgiye uğrayıp parçalanmasına rağmen kısa sürede toparlanmayı başarıp dünyanın siyasi olmasa bile ekonomik bakımdan süper güçlerinden biri haline gelmeyi başarmıştır.
Büyüklük taslama, şişinme, kendini beğenme, büyüklenme, azamet, tafra ve izzetinefis, aslında doğal bir davranış olduğu için dilimizde yer alan kavramlardır. Her insan, kendi ölçüsünü tespit etme derdindedir.

Toplumsal rolümüzü ölçüp biçerken kibirli olduğumuz söylenemez. Benlik tasarımı deneme yanılma ile olur. Ancak başkasına gösteriş yapmak Kibir suçunu oluşturur. Kibirli Olmak la olmayanın ayırt eden, topluma yönelik davranışlarımızdır. Bir şeyi kötü yapan başkalarının ona bakışıdır.

Toplumun diğer bireylerini rahatsız edecek hareketler kötüdür.
Kibir ile eziklik yani zillet arasındaki alana da dikkat çekmek gerekiyor. Çok büyüklenirsek ahlaksız oluruz. Çok altta kalırsak ezik olur zillete düşeriz. Bu da aşağılanma demektir ve toplum bunu da hoş görmez. İkisinin arasında bir yerde dengeyi tutturmak gerekir.

Dolayısıyla ne ifrat ne de tefrit, bunların ortası olan VASAT ölçü olan TEVAZU’yu seçmeliyiz. Bu arada tevazuyu zillet yada eziklik ile karıştırmayalım. Tevazu, yani alçak gönüllülük tam da olması gereken “davranıştır.”

Kendimizi istediğimiz kadar büyük görebiliriz, ancak bunu davranışa dökmek, toplum tarafından asla kabul edilmez. Toplum olarak kibir davranışını kaldıramayız ama tam tersi olan tevazuyu sevap da sayıldığı için tavsiye ederiz. Nitekim ne kadar büyük olsak veya büyük olmayı hayal etsek de toplum alçak gönüllü olmamızı bekler.

Bu bağlamda “Mağrur Olma Padişahım Senden Büyük Allah Var” sözü Osmanlı Devletinde gelenek haline getirilmiş, padişah da olsa neticede fani bir insan olduğu ona unutturulmamaya çalışılmıştır.

Yavuz Sultan Selim’in halife olmasıyla birlikte başladığı bilinen bu gelenek ile:

1) yeni padişah olan şehzadeye tahta çıkışında,

2) bayram günlerinde,

3) cülus törenlerinde,

4) cuma namazlarında paşaların hep bir ağızdan bu sözü söyleyerek ona ölümlü olduğunun her daim hatırlatılması, kibirden uzak tutulması amaçlanmıştır.

Büyük fetihler yapan Yavuz Sultan Selim , bu zaferleriyle hiç bir zaman mağrur olmamış, daima nefsine galebe çalarak hakiki zaferin, ancak ilim, irfan ve hikmet ehli zatların irşadıyla gönül aleminde meydana geleceğini idrak etmiş bir padişah idi.

Onun şu mısraları, bu hakikati ne güzel ifâde eder:
Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş;
Bir veliye bende olmak cümleden âlâ imiş!..
Mevlana Hazretleri de
“Hak dostu bir velinin kölesi olmak, padişahların başlarına taç olmaktan çok daha iyidir.” dememiş miydi….

İşte bu şuur ve idrak içinde olan Osmanlı Padişahları da, devletin kuruluşundan yıkılışına kadar, maaşlı askerlerine her Cuma selamlığına gidip gelirken yüksek sesle: “Mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!..” cümlesini söyleterek, kendilerine yapılan manevi ikazların bu şeklini resmileştirme yoluna gitmişlerdir.

Sonuç olarak bizler, böyle bir neslin ahfadı olmaktan, mağrurlanmadan (!) gurur duymalıyız!!!
Dolayısıyla Kibirli insan, topluma zarar vermekten ziyade, taktir edeceğiniz gibi ANCAK VE ANCAK ASIL SAHİBİNİ BİTİREN, kişinin fark edip terk etmesinden başka tedavisi olmayan BİR HASTALIKTIR!!!

 

 Şeytanın Tuzakları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here