Mutluluğu Nerede Kaybettik

0
62
Mutluluğu Nerede
Mutluluğu Nerede Kaybettik

Mutluluğu Nerede Kaybettik

 Okuma oranının çok düşük, televizyon, telefon ve bilgisayar kullanımının çok yaygın olduğu ülkemizde, mutsuzluk da iyice artmış durumda.

  Teknolojinin, özellikle de sosyal medyanın resetlediği, dondurduğu beyinler, başka eller tarafından yönlendirilmeye başladı. Toplum her duyduğuna inanıyor, araştırma gereği duymuyor ve küçük çıkarlar, ya hut süslenerek satılmış inançlar uğruna birbirini ötekileştirerek yalnızlaşıyor, mutsuzlaşıyor ve kendi cehennemini de yaratmış oluyor böylece. Sosyal medya, asosyal insanların türemesine sebep oluyor.

  Bunu bu şekilde ifade ediyor olmamın çok can sıkıcı olduğunu biliyorum. Üstelik ben de en az toplumun diğer fertleri kadar sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanıyorum. Lakin bunu kullanmak kadar ne kadar süre kullandığımız ve ne amaçla kullandığımız da önemli.

 Kitap okumuyor, çevremizdeki insanlarla –yani gerçek insanlarla- iletişim halinde olmuyor, beynimizi ve ruhumuzu dinlendirmeye vakit ayıramıyoruz. Beynimiz ve ruhumuz yorulunca bedeni aktifleştirmek de pek mümkün olmuyor. Kısmi felç geçirmişiz gibi yaşıyoruz ve bu da bizi mutsuzluğa sürüklüyor.

  Manevi anlamda doyurulmayan bir ruh, oyun ve videolarla doldurulmuş bir beyin, konuşmaya konuşmaya kelime haznesi daralan bir dil, tüm bunlardan uzak olduğu için körelen bir feraset insanı nasıl mutlu edebilir ki?

 Normal yaşamaya çalışan, teknolojiden gerekmediği sürece uzak duran, feraseti geniş, aklı selim insanlar da yalnızlar ve yavaş yavaş onlar da mutsuzlaşıyorlar. Neden biliyor musunuz?  Çünkü etraflarında duygularını, düşüncelerini, enerjilerini, sanattan edebiyata, müzikten bilime, sahip oldukları bilgiyi, ilgiyi ve merakı paylaşacak, hatta paylaşınca bunu gerçek anlamda anlayarak muhabbete dahil  olacak kimse yok.

  Robotlaşmaya doğru hızlı adımlar atıyoruz. Kimse mutlu olduğu, ait olduğu yeri güzelleştirmek adına çaba sarf etmiyor, ya hut mutsuz olduğu, ait olmadığı yeri terk etmiyor. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Bunun adına gelişmek, genişlemek  deniyor.

  Caddeler, sokaklar, mideler, masalar, dolaplar ve evler gelişiyor, genişliyor doğru! Ama yürekler, ruhlar ve beyinler daralıyor. Sevgi, emek, aşk, muhabbet, inanç ve çaba un ufak oluyor!

  Ayakta uyuduğumuz için mutsuzuz ve mutsuz olduğumuz için hep yalnız kalmak ve uyumak istiyoruz…

Fazile Aşar AYDINALP

Şanlıurfa Göbeklitepe ve Tarih Bilincimiz

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz