Kul Hakkı Yemek

16
189
Urfa köşe yazısı Kul Hakkı Yemek
Kul Hakkı Yemek

Kul Hakkı Yemek

 

İslamın üstüne inşa edildiği en mühim temellerden bir tanesi de “hak” prensibidir. İnsan toplum içerisinde hayat sürdüren bir varlıktır. Beraber hayatın insana yüklediği bir grup hak ve yükümlülük de bulunmaktadır. Yeryüzünde huzur ve itimat içerisinde yaşayabilmemiz bu haklara saygı göstermeye ve bu yükümlülükleri yerine getirmeye bağlıdır. Bunlardan bir tanesi de kul hakkıdır.

Yüce dinimiz İslam, insan ve diğer canlılarla olan temaslarını  hak temeli Kul hakkı üstüne inşa etmiştir. Toplumun kaynaşması, iyiliklerin hayata hakim olması ve kardeşçe hayatın sağlanabilmesi amacıyla kul haklarına saygılı olmak oldukça mühimdir. Bu sebeple mala ve cana zarar vermek, alış verişte aldatmak, iftira etmek, gıybet etmek, laf taşımak, lakap takmak vesaire çirkin tavır ve davranışlar dinimizce yasaklanmıştır.

 

Yüce Rabbimiz kendine karşı işlenen günah ve sorunları bağışladığı durumda, kul hakkını ayrıca tutmuştur. Şu gerçek akıldan çıkarılmamalı  ki  hiçbir kötülük kimsenin yanına kar kalmayacak ve kim ne yapmışsa netlikle karşılığını görecektir.

Nitekim bu konuda  Cenâb-ı Hak bir ayet-i kerimede: “Kim zerre kadar iyilik yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar kötülük yapmışsa onu görür. ” buyurmaktadır.

 

Toplum durumunda yadıma muhtaç olan insanlar, uyuşma, yardımlaşma ve dayanışmayı temel almalıdırlar. Çünkü insanlar, detaylı gereksinimlerini fakat karşılıklı rızaya dayanan alış-veriş, sözleşme ve uyuşmalar la karşılayabilirler. Öyle ise aramızdaki sözleşmelere sadık kalmamız, şunlardan tabiatın haklarına  saygılı olmamız ve kul hakkını gözetmemiz lazım olur.

Yüce Mevlanın huzuruna kul hakkı ile çıkmanın çok ağır bir vebal bulunduğunu bilmeliyiz. Çünkü bu tür bir günahın Allah  doğrulusunda bağışlanması, hak sahibinin affetmesi koşuluna bağlanmıştır. Hak sahibi ondan hakkını almadıkça ya da bu ile ilgilin vazgeçmedikçe Allah bu kimseyi affetmemektedir.

Zira ilahi adalet bunu mecbur kılar. Öyleyse Üstünde kul hakkı tespit edilen bir insan, hak sahibini bulup helallik dilemek zorundadır. Bu hak gıybet, iftira, yalan isnadı vesaire gibi manevi ebatlı haklar ise hak sahibiyle açık-seçik helallik  dilemeli. Eğer hakkın, borç ve alacak gibi maddi ebat ı varsa şunları anında ödeme cihetine gidilmelidir.

 

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s): “Kimin üstünde ırz ya da diğer bir şey nedeniyle kardeşinin hakkı varsa dinar ve dirhemin bulunmadığı hesap günü gelmeden helalleş sin Diğer türlü o gün (Salih bir ameli varsa, o zulüm oranında) kendisinden alınır. Eğer hasenatı yoksa hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir. Buyurmaktadır.

Allah  Resulü (s.a.v) bir hadis-i şerifinde de Allah huzuruna kul hakkı ile gelen bireyi müflis olarak tarif ederek şu şekilde demiştir; “Gerçek müflis o kimsedir ki ümmetimden olup dünyada kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekat ile kıyamet gününde Allah’ın huzuruna gelen fakat kimine iftira ettiği, kiminin malını yediği, kiminin kanını döktüğü ve kimini de dövdüğü amacıyla iyiliklerinden alınıp bu kimselere verdiği, iyilikleri de tükenince sonuçta cehenneme atılacak olan kimsedir.

 

Sonuç olarak Kul hakkı hususu ile ilgili oldukça duyarlı olalım. Herkesin hak ve hukukuna saygı gösterelim. Kul hakkı ile Yüce Mevlanın huzuruna çıkmaktan sakınalım.

Urfa Köşe Yazısı          Şanlıurfa

 

16 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz