Medeniyetlerin Yükselişi Çöküş Nedenleri ve Sünnetullah

1
116
Sünnetullah Sünnet,Medeniyet ve Kur'an
Medeniyetlerin Yükselişi Çöküş Nedenleri ve Sünnetullah

Medeniyetlerin Yükselişi Çöküş Nedenleri ve Sünnetullah

Allah botanik ilmine zoolojiye,meteorolojiye,fiziğe,kimyaya koyduğu doğa kanunları gibi sosyal bilimlerin yani tarihin,psikolojinin ,sosyolojinin değişmez kuralları vardır. Buna Kuran terminolojisinde Sünnetullah denir.

Sünnet, sözlükte geniş yol, adet ve gidişat gibi manalara gelir. Kur’an’da, sünnet kelimesi; değişme göstermeyen sabit bir prensip, kanun ve hüküm anlamındadır.

Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın(sünneti)yasası böyledir. Allah’ın yasasında asla değişme bulamazsın.”(Ahzap Süresi:62)

Bu ayetten anlaşıldığına göre Sünnet, Allah’a izafe edilince değişme göstermeyen sosyal yasaları ifade etmektedir.

Kuranda “Allah dilediğini yapar” derken Allah varlığa önceden koyduğu kuralları işleterek dilediğini yapar demektir.Yoksa Allah gökyüzünde olayların akışını seyreder ve anlık kararlar ile toplumların gidişatına müdahale eder demek değildir..

Aksi takdirde nerede ne yapacağı kestirilemeyen ,istikrarsızlığı ile kainattaki kozmosu bozan, kaos meyilli bir ilah profili çıkar.Allah cc bundan münezzehtir.

Tarihçinin görevi geçmişte olup biten tüm olgu ve olayları kuru bir anlatımda bugüne aktarmak olmamalıdır.

Tarihçinin görevi Allah’ın medeniyetlere,toplum sosyolojisine koyduğu, temel prensipleri  tespit edip şuan yaşayanlara o prensipler doğrultusunda rehberlik etmek,sonraki nesle Kuran’ın ”besair”(basiretler) dediği, yaşama ışık tutan fenerler vermektir.

Kur’an toplum sosyolojisine,insan psikolojisine koyduğu ve Sünnetullah dediği kanunların tümünü vermez.Temel bazı örnekler verir.

Nice az topluluklar çokları yenmiştir.(Bakara süresi:249)

Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirecek değildir”(Rad süresi)

“Her toplumun bir eceli vardır.“(Araf süres:34) gibi ayetler sosyolojiye ve tarihe konulan değişmez kurallardır.

Ve hiçbir toplum bu kurallar karşısında torpilli değildir.İslam inancına mensup bir toplum dahi olsa bu kuralları anlayıp ,uygulamadığında gerilemeye mahkumdur.

Müslümanlar bu kurallar karşısında kayırılmazlar. Bu kuralları bilimler vasıtasıyla tespit edip uygulayan Siyonist İsrail dahi olsa ilerleme kaydedecektir.Bir türlü öğrenemediğimiz,anlamadığımız konulardan biri de budur.

Her Medeniyet Yükselirken Çöküşünü de Bağrında Saklar

Medeniyetlerin Yükselişi ve Çöküşünü
Her Medeniyet Yükselirken Çöküşünü de Bağrında Saklar

Küfür ve zalim devletlerin durumuna bakıp,Allah niçin bunları helak etmiyor,neden arzında bu kadar nimet bahşediyor diye sorguluyoruz.

Her Medeniyet Yükselirken Çöküşünü de Bağrında Saklar.Yükselen,şişen,şiştikçe yiyen medeniyetler ölümüne sebep olan zehirli etkenleri de yutar.

O toplumlar helak olacak ama biz istediğimizde değil,Sünnetullah gereği her medeniyetin çöküşüne  sebep olan tüm etkenler  tamamlandığında.

Yarışlarda birinci olan efendimizin devesi bir seferinde yarışı kaybeder.Peygamberin devesini nasıl geçer diye yarışı kazanan deveyi kırbaçlayan birine peygamber:”Yükselen her şeyi tersine çevirmek,Allah’ın mahlukata koyduğu kanundur.” der.

Kur’an’da tarihe yer verildiği kadar ibadet ve ahirete yer verilmemiştir.Çünkü gelip geçmiş toplumların ilerleme ve çöküş sebepleri anlaşılmadan diğer tüm alanlar hedefe ulaşılamayacaktır.

Kur’an tarihi olayları naklederken pragmatik bir yöntem izler.Yani buradan kendimize ne fayda elde edebiliriz. Kur’an anlattığı çoğu toplumun nerede ne zaman yaşadığı ,kahramanlarının kim olduğuna hiç yer vermeden,hikayenin en can alıcı kısmına yer verir.

Yasin süresinde şehrin en uzak mahallelerinden koşarak gelen bir adam ,peygamberlerini öldürmek üzere olan topluma yaptığı uyarıya yer verir.

Ancak olay nerede ,hangi çağda,hangi şehirde geçtiği belli değildir. Peygamber ile olayın asıl kahramanı o adamın kim olduklarına Kur’an hiç değinmiyor.

Ne Yazık ki Allah’ın bak dediği Yerden Bakmamışız

Allah azze ve celle bilerek bunları gizli tutuyor.Projeksiyonu sadece olaya ve adamın hitabına tutuyor.Bu olaydan dersler çıkaracağımıza,kalkmış bu kişinin Antakya’da,Habibi Neccar adında bir kişi olabileceği üzerinde kafa yormuş,bir sürü rivayeti tefsirlerimize almışız.

Allah’ın bak dediği yerden bakmamışız.Oysa sorumluluk sahibi,duyarlı bu isimsiz kahraman,şehrin en uzak mahallerinde ikamet ettiğine göre peygamberler çalışmalarında şehrin kenar mahallelerine,Sosyo ekonomik seviyesi düşük tabakaya daha fazla ağırlık vermişlerdir diye bir ders çıkartılabilir.

Ayrıca liderleri yok edileceğini fark ettiğinde imanlı çekirdek kadro böyle kritik bir anda hala takiyye yapamaz,gün bugündür deyip meydanları doldurmalıdır, diye bir ders çıkartılabilir.

Bu Kur’ani kıssalardan ders alan ashab Bedir’de peygamberine “Bize şu denizi gösterip dalarsan biz de seninle birlikte dalarız” demişti.

Vahiy daha ilk günlerde hedefine Bilal,Habbab,Ammar,Ebu Zer,İbni Mesut, gibi  kimisi köle takımından,kimisi muteber olmayan aşiret ve iş kollarına mensup şahsiyetleri koymuştu.Çünkü bunlardı kritik anlarda davayı üstlenecek olanlar.

Yine helak edilen çoğu kavim yaşadıkları takvimsel tarihine değinilmeden anlatılır.

Allah, “MÖ 3000 yılında…” diye başlayarak kuru bilgiyi anlatmaz.Çünkü O niceliğe değil,helaka sebep olan toplumun niteliğine dikkat çekmek istemiştir.

Liselerimizde okuttuğumuz tarih kitaplarının içeriğinde tarihi olaylardan çıkaracağımız dersler başlığında hiçbir bölüme yer verilmez.

Tarih,ideolojik amaçların kurbanı,yalanların hammalı. Ölüler konuşamadığı için tarihe her türlü yalan söylettirebilir nasıl olsa…

Ne Güzel Söylemiş Tarih İbret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?

AkifTarih tekerrürden ibarettir, diyorlar.İbret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi”diyerek kötü giden gidişatı düzeltmek için,tarihi doğru analiz ederek, uygulanabilir dersler çıkararak okumak gerekliliğine işaret ediyordu.

Necip Fazıl:“Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak .Haykırsam kollarımı makas gibi açarak.”derken yakın tarihimizde toplumun yanlış yöne kanalize edildiği,coşkun selin enerjisinin heba edildiği,elverişsiz çorak vadilere akıtıldığını görüyor,kollarını açıp durdurmak istiyordu.

Yalnız bahar bir kaç gül ile gelmezdi.Uygun mevsimi beklemek lazımdı.Çünkü tarihi oluşturanlar Thomas Carliyle ve Emerson’un iddia ettiği gibi kahramanlar değildir.

Toplumun genel gidişatıdır.Kahramanlar ile tarih Ali Şeriati’nin de dediği gibi bahçıvan iradesi ile toprak ve bitkinin doğal kanunları gibidir.

Toprak ile botanik kanunlarının el verdiği kadarıyla bahçıvan işçiliğini  yapabilir,bahçeye şekil verebilir.

Tarihe,sosyolojiye Allah tarafından konulan yasaları doğru okuyan kahraman,topluma rehberlik eder sadece.

Bize düşen tohumu sabır ile, ince işçilik ile atmak.Zamanı gelince,çiçeklerimiz filize durduğunda,toplum bağrından bahçıvanını,kahramanını çıkaracaktır.

Musa gibi toplumu belki kırk yıl çölde dolaştıracak, başka kültürlerin,geçmişte yaşadıkları köleliğin tesirinden kurtarmaya çalışacağız.

Kuran’ın tabiri ile”aşağılık maymunlar” gibi sömürgeci güçleri taklit eden halkımızı,çölde pişirecek ,olgunlaştıracağız.

“Hadi Allah’ın size söz verdiği şehir! Oraya sabır,cesaret,vakar ile şükür ve istiğfar ile yürüyün” dediğimizde “Sen ve Rabbın gidin savaşın,biz burada oturuyoruz” diyerek bizi hayal kırıklığına uğratacaklar.

Ama tarih kıvamını bulunca, Yuşa zamanında,Talut’un ordusunda ,Davud’un sapanından fırlatılan taş Calut’un beyninde patlayacaktır.

Belki payımıza Tih çölünde çilekeş Musa’nın rolü düşmüştür.Ama unutmayım Davud’u doğuran annesi değildir,Musa’nın Sünnetullah a (sosyoloji ve tarih yasalarına)   uyarak Tih çölüne serpilen alın teridir.

Şeytanın Tuzakları

GIYBET FELAKETİNDEN KURTULMA YOLLARI

 

1 Yorum

  1. Mehmet hocam cok guzel bir konuya deginmissiniz.Ben de bir ogretmenim ve tarih dersinin matematikten daha onemli oldugunu düsünüyorum.Ülkemizi hatta dunyayi yonetenler matematikçi degil tarihi iyi bilenlerdir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz