Rusya’nın Asıl Niyeti

15
127

RUSYANIN ASIL NİYETİ

Tarih boyunca Türk-Rus ilişkilerine bakıldığında Rusya’nın ezeli düşman olmasa bile pek de ezeli dost olmadığı rahatlıkla söylenebilir.Çünkü Rusya öteden beri şehitlerimizin kanlarıyla vatan haline getirdiği bu topraklara hep göz dikmiştir.Zira kuzeyi buzlarla kaplı kutup bölgesiyle çevrili olan Rusya, buradan dünya ile entegre olamadığı için güneyinden kısa bir yol bularak dünya ticareti ile buluşmak istemiştir.

Bu bağlamda Osmanlı tarihi boyunca Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, Çar I.Petro’dan (16.YY.) itibaren Rusya’nın takip ettiği “Sıcak denizlere inme” politikası yüzünden muhtelif savaşlar yapılmıştır.Rusya, bahse konu bu politikasını hayata geçirip amacına ulaşabilmek için başlıca üç yolu denemiştir.

Birincisi İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nda egemen bir güç olabilmek ve Karadeniz’den hareketle boğazlar yoluyla Marmara ve Ege Denizleri üzerinden  Akdeniz’e oradan da Cebelitarık Boğazı yoluyla Atlas Okyanusu’na, Süveyş Kanalı yoluyla da Hint Okyanusu’na ulaşabilmektir.

İkincisi Osmanlı toprağı olan Balkanlar bölgesinde yaşayan slav kökenli halkları izlediği Panslavist politika etrafında birleştirerek Osmanlıdan ayrıştırma, bunları bağımsızlaştırıp kendine bağlı devletler haline getirerek bu devletler üzerinden Akdenize ulaşmak.

Üçüncüsü ise bu günkü Doğu Anadolu Bölgemizde o dönemde yaşayan Osmanlı vatandaşı Ermenilerin bir kısmını bağımsızlık vaadiyle Osmanlıya karşı kışkırtarak kurduracağı kendisine bağlı bir Ermeni devleti üzerinden Akdeniz’e ulaşmaktır.

Rusya izlediği bu politikasının birinci ayağını hayata geçirmek için Padişah II.Mahmut döneminde bir fırsat yakalamış ancak amacına ulaşamamıştır.Nitekim bu dönemde çıkan Kavalı Mehmet Ali Paşa (Mısır Valisi) isyanını fırsat bilip kendisinden yardım isteyen Osmanlı padişahı ile Hünkar İskelesi Antlaşması’nı imzalamış ise de dönemin Düvel-i Muazzama denilen büyük devletlerinden İngiltere ve Fransa engeline takılmıştır.Bu devletler, sıcak denizlere inmek isteyen Rusya’nın bu politikasına, bölgedeki kendi çıkarları açısından pek de sıcak bakmamışlardır.

İkinci ayağı ile ilgili olarak nisbeten başarılı olmuştur. Çünkü izlediği panslavist politika neticesinde Sırp ve Yunan isyanları başta olmak üzere Balkanlarda çıkan ayaklanmalar genelde bağımsızlıkla sonuçlanmıştır.Ancak burada da yine dönemin Düvel-i Muazzama denilen büyük devletlerinden Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Almanya engeline takılmıştır.

Üçüncü adımıyla ilgili olarak Osmanlı tarihi boyunca azınlık olarak yaşayan ve refah seviyeleri oldukça yüksek olan, Osmanlıların Millet-i Sadıka dedikleri Ermenileri, bağımsızlık vaadiyle teşkilatlandırıp silahlandırarak tedhiş hareketlerine özendirmiş böylece dünyanın dikkatini sorun haline getirdiği bu meseleye celbederek nihayet Ermenileri Osmanlıya karşı ayaklandırmıştır.

Ermeniler,Birinci Dünya savaşında doğu cephesinde, bölgeyi işgal eden Rus kuvvetleriyle birlikte hareket edip vatandaşı oldukları Osmanlı Devletine ihanet edince Osmanlı yönetimi, “Tehcir Yasası” nı (Zorunlu göç kanunu) çıkarmış ve ihanet eden Ermenileri yine kendi toprağı olan Suriye ve Irak’ın kuzeyinde iskana tabi tutmuştur.Daha sonra Çanakkale geçilemeyince yardım alamayan Çarlık Rus rejimi yıkılmış onun yerine kurulan Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği (SSCB), Brest Litowsk Antlaşması’nı imzalayarak hem I.Dünya Savaşı’ndan hem de doğu bölgemizden çekilmiştir.Bu yeni yönetim eski yönetimin müttefiki olduğu İtilaf Devletleri denilen İngiltere ve Fransa ile yaptığı gizli antlaşmaları açıklayınca da Osmanlı topraklarının adı geçen devletler arasında gizlice ve de sinsice paylaşıldığı anlaşılmıştır.Yeni Rus yönetimi bununla da kalmayıp kurtuluş savaşımız sonrası Osmanlı Devleti yerine Anadoluda kurulacak yeni yönetimin kendisi gibi komünist olması ümidiyle Kurtuluş Savaşı’mıza, kendisine yönelik cephe alan İtilaf Devletleri’ne karşı, destek vermiştir.Ne var ki Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, yardımlarını reddetmemekle birlikte Demokratik Cumhuriyetin kurulması yönünde attığı adımlarla Rusya’nın bu özlemini de adeta kursağında bırakmıştır.

Günümüzde yaşanan krize gelince; kanaatimizce Rusya bu tarihi emellerine ulaşabilmek adına bir dizi yanlış adım atmıştır.Zira Rusyanın asıl amacının İran üzerinden Türkiye sınırı boyunca açacağı koridordan Akdenize ulaşmak olduğu izahtan varestedir.

Dolayısıyla Rusyanın jetini kasıtlı olarak düşürtmek istediği, böylece oluşturacağı bahaneyle bölgeye gelip egemen bir güç olma yolunda adımlar attığı son derece açıktır.Bunun başka bir açıklaması bu güne kadar yapıl(a)madı ve zaten olamaz.Nitekim Rusya önce Türk hava sahasını ihlal etmediğini ve bunu kanıtlayabileceğini açıkladı. Ancak gelinen noktada bunun kocaman bir yalan olduğu açıkça anlaşılmıştır.Rusya’nın bölgeye yaptığı askeri yığınak ve jet krizine ilişkin başlatılan dostça diplomatik girişimleri,içinde biriktirdiği kini adeta kusarcasına, ard arda gelen açıklamalarıyla reddeden anlaşılmaz tutumu, başka nasıl açıklanabilir ki?

URFA YAZAR

 

Eğitimin  Üç Sac Ayağı İçin Tıklayınız

Paylaş
Önceki İçerikEl Biruni
Sonraki İçerikAdaletli Olmak

15 YORUMLAR

  1. Allah’ım… Ümidimi kaybettiğimde, senin yazdığın kaderin, hayallerimden daha güzel olduğunu hatırlat… Hayırlı Cumalar AHMET HOCAM..

  2. Hayat bana beş dakika izin ver hiç kimsenin olmadığı beni hiç kimsenin duymayacagi bir yere avazim çıktığı kadar aglayayim çok doluyum içimdeki zehri birazcık cikatayim yine kaldığım yerden insanlara gülümseyen maskemi takip yine içten içe ağlarım

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here