Tevhid Sosyal Adaletin Olmazsa Olmazı

1
110
Tevhid Sosyal Adalet ve şirk
Tevhid Sosyal Adaletin Olmazsa Olmazı

Tevhid :Sosyal Adaletin Olmazsa Olmazı

Klasik İslam bilim kategorilerinde dinin üzerinde bina edildiği temel unsurlar sayılırken Tevhid,ahiret,Risalet ibadet gibi kategorizelere gidilir.

Bu durum yan yana duran,birbirinden kısmen bağımsız bina olduğu algısına sebep olur.Oysa temeli Tevhid olan,diğer tüm unsurları onun üzerine inşa edilen bir bina şeklinde tasavvur edersek İslamın ruhuna daha uygun olur.

Bazı kavramları daha iyi izahatının yapılabilmesi için zıt anlamından faydalanılır.Tevhidin daha iyi anlaşılması için de şirkin ne olduğu üzerinden gidersek sanırım daha isabetli olacak…

Bilindiği gibi İslamın kelimelere dökülüşünün en özlü ifadesi (La ilahe ille Allah)kelime-i tevhittir.Burada önce tüm ilahlar red edilir ,sonra “ancak Allahtır”denilir.Yani zıddı önce zikredilip,red edildikten sonra “doğru olan” tercih ediliyor.

Onun için biz de şirki ve onun meydana getirdiği hasarı ortaya koyduktan sonra tevhidin,neden islamın olmazsa olmazı olduğunu anlatmaya çalışacağız.

Toplumumuzda şirk,dinsizlik olarak algılandığı için kişi şirk batağına düşmüş olsa bile bazı dini ritüelleri icra ettiğinde (dindar hissettiğinden) kendini bu illete yakalanmış hissetmiyor.

Oysa müşrikler en iyi dindarlık gösterisinde bulunanlardır.Ebu Cehil’i dinsiz olarak bildiğimiz, bize öyle öğretildiği için çağın Ebu Cehilleri bilerek vaya bilmeyerek elinde balta ile kendini zamanın İbrahim’i zannediyor,bize de öyle empoze ediliyor.

Oysa Ebu Cehil Allah’a iman eden,Bedir Savaşı sahnesinde “Allah’ım! Hangi taraf haklı ise artık çıksın ortaya” diye dua eden,İbrahim’ (As) ‘dan kalma dini kırıntılarla haccını eda eden ,Haşimoğulları su dağıtırken,O Haccılara yemek veren bir dindardı.

Aynı Allah’a iman eden,aynı Kabeyi tavaf eden Mina’da aynı şeytanı taşlayan Ebu Cehil ile Muhammed (As) arasında ne fark vardı da vahiy,onları zıt kutuplarda konumlandırdı?

Peygamberler insanlar dindar olsun diye mi geldi?

Peygamberler insanları dindar olsun diye gelmediler.Toplum en değerli varlığını dini uğruna feda ederken nasıl dindar olmaz.

Amazon nehrinin kenarında kabilelerinin en güzel kızlarını nehre atanlar nasıl dindar sayılmazlar. Çin’de bir zamanlar putların geçit törenininde yeni doğan körpecik yavrularını araçların önüne atan,içi yanan ama tanrısını memnun etmenin huzurunu yaşayan anne,nasıl olur da dindar kabul edilmez.

Peygamberler zaten dindar olan geniş halk yığınını,toplumdaki sosyal adaletsizliği sorun etmeyen,aksine bunu meşrulaştıran dindarlık yerine,tevhid zemini üzerine bina edilen bir dindarlığı yer yüzene hakim kılmak için görevlendirildiler.

Peki uğruna bunca devrimci peygamberin gönderildiği tevhidin,bireysel ve toplumsal iz düşümü nedir?

Kur’an’da şirkin birey psikolojisinde yarattığı tahribat bir benzetme ile anlatılır.İki adamdan birinin bir patronu,diğerinin ise birden fazla patronu olma durumunda kimin daha rahat olacağı karşılaştırılması istenir.Doğaldır ki birden fazla amiri olanın,hangisini memnun edeceği kargaşasının ruh yapısında derin olumsuz etkiler bırakacağıdır.

İslamda peygamberler de dahil hiç kimse mutlak otorite kabul edilemez.Mutlak otorite yalnızca Allahtır.Memnun edilmesi gereken peygamber bile değildir.İslam peygamberi,vefatına yakın ümmeti için en çok korktuğu şeyin,kendisinden sonra kabrinin ibadet mekanı edinilmesi,tarihsel süreç içinde tanrı seviyesine çıkarılması olduğunu söylemiştir.

Çünkü varlık sebebi tevhittir.Dinde temel merci kaynağı oluşu kendisini şirke alet edilme ihtimalini  daha çok muhtemel hale getiriyor.

Bir de şirkin sosyal boyutu vardır. Budizim’de sosyal tabakalardan biri olan bırahmanlar (dindar sınıf), tanrının kalbinden yaratıldıklarına inanır,halk onları öyle kabullenir..Yöneticiler ise tanrının başından yaratılmışlardır.

Toplumun geniş halk yığını ise tanrının belden aşağısından yaratıldığına inanır.Bu durumu herkes kabullenmiştir.Tanrının ayağından yaratıldığına inandıran biri,elbetteki kalbinden yaratılana hürmet etmelidir.

Tanrı kalbinden yaratılanın sosyal hakları fazla olması doğaldır.Dolayısıyla şirkin sosyal adaletsizliğe doğrudan yansıması vardır.

Tevhid sosyal adaletle bağlantısı kurulmadan,kuru bir anlatımla terennum edilirse,İbrahim (As)’ın o soylu tavrı (puthanedeki heykelleri kırması) tarihin belli bir döneminde yaşanmış nostaljik bir hikaye halinde kalır.Allah hikaye olsun diye bu manzarayı Kuran’a almaktan münezzehtir.

Tüm Efendiler Saltanatlarının sarsılacaklarını Bilirler

Tüm Efendiler,Tevhid,şirk ve islam
Tüm Efendiler Saltanatlarının sarsılacaklarını Bilirler

İbrahim bu tavrı ile puthanedeki heykel sayısınca toplumda sosyal tabakaların oluştuğu,birilerinin bu sistem üzerinden efendi,ötekilerin köle olduğu gerçeğine darbe vurmak istemişti.

Zaten şirk,toplumdaki sosyal tabaka farklılığını dini kılıf ile toplumun alt kesimine kabul ettirme sürecinin ürünüdür.

Tüm efendiler,toplumun alt kesiminin bir gün kaderlerini sorgulayacaklarını,saltanatlarının sarsılacaklarını bilirler.Herkesin kaderine razı olması ancak tarih boyunca güçlü bir argüman olan din üzerinden gerçekleştirilebilirse sürdürülebilir.

Bazı filozofların “din bir afyondurderken kast ettikleri din bu ise kesinlikle haklıdırlar.Bizim eleştirdiğimiz taraf dinin suistimal edilebilirliği gerekçesi ile dinin kategorik olarak dışlanmasıdır.

Tüm zulüm sistemlerinin din sınıfına sahip olmalarının hikmeti,afyon olarak kullanılacak dinin işlerliğini bu sınıf tarafından sağlanmasıdır.

Firavun,Haman,Karun gibi Kuran’da temel karakterler vardır.

Firavun Siyasi otoriteyi, Haman bürokrasiyi,Karun ise sistemin ekonomik kartellerini sembolize eder.

Ama Araf süresinde bir karakter daha vardır ki sistemin siyasi,bürokrasi,ekonomik tüm tüm çarpık yapısını toplumum geniş halk yığınına din kılıfı ile yutturan  bir karakter.

Belamı Baur .Bu sistemin din sınıfıdır.Dini,sistemin koltuk değneği olarak kullanan karakter.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucu aktörlerinin ve onların batılı rehberlerinin dini tüm kurumlarının köküne kezzap suyu dökerlerken Diyanet İşleri Başkanlığını bırakmaları,kendisinden bu fonksiyonu icra etmesi beklendiği içindir.

Bu kurumun zaman zaman çizgisinin dışına çıkma teşebbüsleri tali olarak kalmış ,kendisinden beklenen hedeflere ulaşılmıştır.Kahrolsun şeriat diyen,aynı zamanda Müslüman olduğunu idida eden bir kitlenin varlığı Belamı Baur zihniyetinin başarısıdır.

Peki Tevhid (Allah’ın birliği) ne demektir?

Peki Tevhid (Allah’ın birliği) ne demektir? Sosyal adaletle eşitlikle ilişkisi nedir.Bunu bir örnek ile anlatmaya çalışalım.

Babalarından kalma mirası paylaşmak üzere olan çocuklardan, hakkından fazla almak isteyen abiye karşı itiraz eden kardeşlerinin en güçlü argümanı ne olacaktır?

Tek ve aynı olan babadan olmanın doğal sonucu ile mirasta eşit faydalanma hakkı…

Biri mirastan fazla pay almanın planını kuruyorsa yapacağı şey,diğer kardeşlerinin farklı babadan olabileceği yada kendisinin ontolojik (varoluşsal) olarak babanın nezdinde daha değerli olduğunu diğerlerine kabul ettirmesi olacaktır.

Örneğin “Ben erkeğim ve babam erkeklere fazla değer verirdi”diyebilir.Bu durumu kız kardeşleri kabul ederlerse geriye kalan şey,ilerde bu durumdan şüphelenmesi için bunun inanç eşliğinde güçlendirmektir.

İşte müşrik dünyasında farklı putların olması ve bazı putların diğerlerine göre daha muhterem olmasının altında yatan sebep budur.

Muhterem puta sahip olan aşiretin,diğer puta tapanlara göre ekonomik,sosyal,siyasal haklarının fazlalığı dinlerinin icabı olarak kabullenmesidir.

Bu duruma itiraz tanrıyı gücendirir.Yani sosyal adaletsizlik,din kılıfı ile dezavantajlı kesime kabul ettirilir.

Dindar olan Ebu Cehil neden İslamı kabul etmez?Çünkü köle olan Habeşli Bilal ile aynı sofrada oturmak kabul edilemez.

İşte 13 yıl Mekke dönemi boyunca Muhammed As “La ilahe illallah deyin kurtulun”çağrısı bu sebepten dolayı red ediliyordu.

Günde binlerce Müslüman tarafından sevap amaçlı zikredilen kelime-i tevhidin bu yönleri bilinmeyince,bir zamanlar dünyayı sarsan bu cümle ne çağdaş müşrik dünyasında tepki çekiyor ne de bireyin psikolojisinde ,toplumun sosyolojisinde en ufak bir değişiklik yapabiliyor.

“Ey İmam (ettiğini iddia)edenler!iman ediniz.” (Ayet)

Şanlıurfa

Filistin sorunu ve Samimiyetimiz

 

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz