Yaralı Kalbin Ağrısı 43

0
112
Yaralı Kalbin Ağrısı şanlıurfa

 

Yaralı Kalbin Ağrısı 43

Amin dedi kısık sesle. Allah duyuyordu dualarını. Kabulü yalnızca ona mahsustu. Rabia namazdan sonra Kuran okudu. İçinde bir mutluluk belirmişti. Etrafı temizleyip kahvaltıyı hazırladı.. Sevgi’yi ve Yusuf’u uyandırdı. Hep birlikte kahvaltı yaptılar. Rabia ikisini teker teker öptükten sonra Üniversitenin yolunu tuttu. Bir çocuk misali etrafa gülücükler saçıyordu. Üniversitenin kapısında Hilali’i gördü:

-Selamun aleykum.

-Ve aleykumselam kardeşim.Hayırdır çok mutlu görünüyorsun?

-Bilmem. Sahiden öyle mi görünüyorum?

-Vallahi öyle. Seni tanıdığımdan beridir ilk defa gözlerin bu kadar mutlu görünüyor.

-Abartma Hilal. Her zamanki halim.

-Bilmez miyim…

Birbirlerine bakarak tebessüm ettiler.Rabia birkaç saat üniversitede kaldıktan sonra eve gitmeye karar verdi. Kapıdan tam çıkacakken birine çarptı. Başını kaldırıp baktı. Karşısında hiç beklemediği beklide günlerdir beklediğimi demeli… İsmini dahi bilmediği genç…

Gözlerini onun gözlerinden hemen kaçırıp başını yere eğdi. Aynı şekilde gençte başını önüne eğdi. Haya etmişti ikiside. Aslında ikisi birbirine uzun uzun bakabilirdi. Ama korkuları Allah’tandı. Helal bir sevdaya tutunmuşlardı. Ne Rabia gencin onu sevdiğini biliyordu, ne de genç Rabia’nın onu sevdiğinden haberdardı. Bihaber olmuşları. Ama Allah haberdardı. Ve sevdayı yine tanımlamaya çalışırsak sevdiğinin gözlerine bakmaya çekinmektir. Haya etmektir sevda.Genç, Rabia’yı çarşaflı görünce çok şaşırmıştı. Çok hoşuna gitmişti. Bir yandan nefsini terbiye etmeye çalışıyordu. Çünkü nefsine yenik düşmek bir Müslümanın en büyük yenilgisidir. Rabia’nın beti benzi atmıştı bir an. Genç utancından kızarmıştı. Rabia başını yerden kaldırmadan hızlı adımlarla oradan ayrıldı. Nefes nefese kalmıştı. Genç Rabia’nın arkasından uzun uzun baktı. Ve ağzından şu sözler çıktı:

-Yarab eğer seninde iznin olursa ben bu helal aşka talibim. Bu sevdayı bana bağışla İnşaAllah.

Rabia şok olmuştu onu görünce. Bu kadar şaşıracağını oda düşünmüyordu. Nereye gideceğini şaşırmıştı. Kalbinin hızlı hızlı atması tarif edilemezdi. Hemen eve gitmek istemiyordu. Bu şoku üstünden atmak istiyordu. İstanbul sokaklarında derdini bırakıp gitmek istiyordu. Ama olmuyordu… Rabia kendi iç dünyasıyla konuşmaya başladı:

-İsmini dahi bilmediğin bir genci nasıl sevebilirsin? Hem onu tanımıyorum. Allah’ım bana bir çıkış yolu göster. Bu sevdayı kalbime gömeceğim. Rabbim sen biliyorsun bu benim için kafi.

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here