Yaralı Kalp

7
381

Yaralı Kalp

 

Rabia bu sözleri defterinin bir köşesine yazmıştı. Bir an boşluktaydı. Aklını yitirmediği için şükrediyordu. Aklını kurcalayan bir soru vardı: Acaba daha hangi acılar beni bekliyor? Diyerek sıkıntıya düşmüştü. Beterinde beteri var mıydı? Yoksa bu kadar acı yeterlimiydi? Rabia ertesi gün okula gitmişti.  Öğretmeni, Rabia’nın odasına gidip biraz hüzünlenmişti. Daha sonra masanın üstündeki yazılara gözü takılır. Rabia’nın dün gece yazdığı satırları okumaya başladı. Gözyaşları sırayla kâğıda damlıyordu. Öğretmen Sevgi, bir an düşünür:

-Güzel yavrum, seni yetiştiren ana babaya helal olsun. Senin sırtındaki acılar o kadar ağırken sen dünyadaki diğer acıları düşünüp kalbinde bir zemin oluşturmuşsun. Sen benim kanatsız meleğimsin…

Rabia anne ve babasının kabrini ziyarete gitmeye karar verir. İçi o kadar çok dolmuştu ki bunu yalnızca anne ve babasına anlatbilirdi. İçi yanıyordu. Rabia mezarın baş ucuna gelip şu sözleri söyledi:

-Annem gök yüzü bile ağladı şu halime. Peki benim suçum ne? Vicdanımın olması mı? Annem ben çok değiştim. Meğer bütün suç insanlardaymış. Ben hep zavalı dünyayı suçlardım. İyi niyetimi yitirdi bu insanlar. Kızıyorum bazen kendime. Göz yaşlarıma ağlama diyorum. Biraz daha dur dedim ama beni dinlemedi. Yağmuru çok seviyorum anne neden mi? Çünkü o benim göz yaşlarımı saklıyor. Anne ben ağlamaktan korkuyorum. Kızma bana hayata küstüm diye. Senin kokun üstüme sinsin diye kendimi elbiselerine sürerdim. Çocukluk işte. En çok da kokunu unutmaktan korkuyorum anneeeee. Söyle anne, bana küstün mü? Neden rüyalarıma girmiyorsun???

Babam seni unuttum sanma sakın! Ahh babam. Kaderim işte çekiyorum. Ama senin bana öğrettiğin gibi hiçbir zaman kaderime isyan etmedim. Çünkü kaderin üstünde bir kader vardır. Biraz kırgınım hayata. Gözlerinin siyahı bir masal tadındaydı. Sımsıcak, tam bir babanın gözleriydi. O gözler benim babamın gözleri. Daha ilk okul yıllarımda bütün arkadaşlarım seni çok severdi. Ben de kıskanırdım tabi. Hep şöyle derdim:

-O adam benim babammm. On tane oyuncak bebek verseniz bile babamı size vermem, derdim.

Ama şimdi arkadaşlarım değil, toprak aldı seni babammm. Ben şimdi de toprağı kıskanıyorum. Hey toprak senin altında yatan benim babammm.

Rabia ağlayan gözleri ile dertleşti. Rabia:

-Şimdi gidiyorum. Sesizceee. Haberiniz olmadan gidiyorum işte…

Satırlar bile Rabia’ya küsmüştü sanki. Yüreği kan ağlıyordu.Kaderim deyip kendini teselli ediyordu. Bir gizlice kardeşi Yusuf’u ziyaret etmeye gitti. Kendi kendine söylendi:

-Kardeşimi görmeye gelirken bile saklanıyorum. Elbet sana bu yaptıklarını hesabını soracağım amca.

Rabia pencerenin kenarından izlemeye koyuldu. Ah o mahsum Yusuf. Senin suçu neydi? Rabia bakmaya doyamıyordu. Birden bire şöyle söyledi.

-Seni yanıma alacağım kardeşim. Allah benim canımı almadan ben seni yanıma alacağım.

Yusuf yürümeye başlamıştı. Yeliz odaya gelir ve Yusufun ayağına bir tane tekme atar. Yusuf hemen yere düşüp ağlar. Bir de üstüne Yeliz’in annesi gelip çocuk ağlıyor diye tokat atmasın mı? Rabia resmen dona kalmıştı.

Şanlı Urfa Yazar

 

DEVAMI DİĞER SAYFAMIZDA…

Yaralı Kalbin Ağrısı 8 İçin Tıklayınız

 

 

 

PAYLAŞ
Önceki İçerikO Benimdi
Sonraki İçerikEtsiz Çiğ köfte

7 Yorumlar

CEVAP VER