Yüzyıllık Hasret ve ikinci Abdülhamid Han’ın Hayatı

2
65
Yüzyıllık Hasret ve Birinci Meşrutiyet
Yüzyıllık Hasret ve ikinci Abdülhamid Han'ın Hayatı

Yüzyıllık Hasret ve ikinci Abdülhamid Han’ın Hayatı

Evet yanlış duymadınız tam Yüzyıllık Hasret 21 Eylül 1842’de tevellüd eden (doğan) Padişah II. Abdülhamit’in vefatı, 10 Şubat 1918 dir. Yani biz bu haftaki yazımızı, onun 100. Ölüm yıl dönümüne tekabül eden gün kaleme aldığımız için onu yad etmeden başka bir konuyu almak, en hafif tabiriyle ecdada saygısızlık olarak telakki edilebilirdi. Bu nedenle Sultan II. Abdülhamid‘i bu hafta köşemizde analım dedik.

Çok iyi bir eğitim görüp Din İlimlerini ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrenen    Sultan ikinci Abdülhamid, amcası Abdülaziz’in Mısır ve Avrupa seyahatlerine katıldı. Abdülaziz’i tahttan indirip şehit ettiren, böylece Osmanlı Devletinde idareyi ele geçiren bazı paşalar, V. Murat’ın sağlık durumunun iyi olmaması üzerine, devlet işlerine karışmaması ve yalnız millet meclisinin çıkaracağı kanunlara göre hareket etmesi şartıyla,                  Sultan II. Abdülhamit’i tahta geçirdiler.

Tahta çıktığında Karadağ ve Sırbistan’da halen devam eden savaşın aleyhimize dönmesi, Bosna-Hersek ve Girit’te çıkan ayaklanmalar ve çıkan mali krizin son haddine varması gibi nedenlerle Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi demek yanlış olmaz herhalde.

Birinci Meşrutiyetin İlanı ve Sultan II. Abdülhamid

Bu arada Genç Osmanlıların (Jön Türkler) yoğun faaliyetleri ile oluşturduğu baskı ve isteği üzerine 23 Aralık 1876’da Birinci Meşrutiyet ilan edildi. Birinci Meşrutiyet’in ilanıyla kurulan Meclis-i Mebusan, ilk iş olarak Rusya’ya savaş ilan etti. Ancak Osmanlı Devleti için tam bir felaket olan bu savaşta Ruslar çeşitli yerleri alarak İstanbul önlerine kadar geldi.

Bu durum da Bir milyondan fazla Türk, Bulgaristan’dan İstanbul’a göç etti. Barış isteyen Sultan İkinci  Abdülhamit, Meclis-i Mebusan-ı kapattı (13 Şubat 1878) ve devlet idaresini de tamamen eline aldı. Osmanlı Devleti, bu savaş sonucunda yapılan Ayastefanos Antlaşması ile Makedonya, Batı Trakya, Kırklareli, Kars, Ardahan ve Batum’u da kaybetmiş oldu.

Buna karşın İngiltere ile anlaşan Sultan ikinci Abdülhamid Han, Kıbrıs’ın idaresini onlara bırakmak şartıyla, yeniden topladığı Berlin Konferansında da kaybedilen toprakların bir kısmını geri aldı.

Sultan II. Abdülhamid, çözümü çok zor gibi büyük problemler karşısında bunalan Osmanlı Devletini bundan sonra dahice bir siyaset, adalet ve büyük bir yetenekle yönetmesini bildi.

Dahası Devletin borçlarını yarı yarıya indirerek, Büyük bir imar faaliyetinin yanı sıra eğitim ve öğretim alanında adeta büyük bir seferberlik başlattı. Bu bağlamda cami, mescit, mektep, medrese, hastane, çeşme, köprü gibi toplam 1552 şaheser yaptırdı.

Ülkeyi demir ağlarla ördü. Hicaz Demir yollarını yaptırdı. Yunanlıların Girit’te isyan çıkarması ve Türklere yönelik katliamlar yaptırmaya başlaması üzerine, Yunanistan’a da savaş ilan etti.

Osmanlı ordusu, 24 saate yakın bir sürede Atina önüne vardı. Bunun üzerine endişelenen Avrupalı devletlerin baskısıyla, Yunanistan barış istemek zorunda kaldı.

Yahudilerin Filistin’de bir Devlet kurma düşüncesine hep karşı çıkarak,Onların buna karşılık tüm Osmanlı borçlarını silelim tekliflerini her seferde reddetti.

Dedik ya O Yüzyıllık Hasret Sultan ikinci Abdülhamid Han Kanla alınan bu toprakların bedelinin yine kan olduğunu, dolayısı ile asla terk edilemeyeceğini sert bir dille bildirdi ve Filistin topraklarının Yahudilere satılmaması için gerekli tedbirleri de ayrıca aldı.

Yüzyıllık Hasret Sultan İkinci Abdülhamid Han Tarihe Geçmiş itiraflar

İttihat ve Terakki’nin lideri Enver Paşa memleketi terk ederken yine Talat Paşa’ya şu itirafta bulunur: “Sultan Abdülhamid’i hal etmekle hayatımızın en büyük hatasını işledik. Kendisini çok yanlış anlamışız” der.

Dönemin Alman Başbakanı Bismark; “Sultan Abdülhamid, Avrupa’da bir hasta olarak ele alınmaktadır.Fakat tam tersine bana göre O, Haliç kıyılarında bulunanların hepsinden daha yüksek düzeyde bir diplomattır.

Ona karşı adilane hüküm verilmediği kanaatindeyim” “100 gram aklın 90 gramı Abdülhamid Han’da, 5 gramı bende, 5 gramı da diğer siyasilerdedir!” itirafında bulunmuştur.

Ahmet Rasim: “Sen değil naaşın hükümdar olsa elyakdır bize/Dönsün etsin taht-ı Osmaniye tabutun cülus” derken,
Merhum Necip Fazıl ise onun hakkında: “Abdülhamit’i anlamak her şeyi anlamak da olacaktır.” demiştir.

Sonuç olarak ölümünün 100. Yılı vesilesiyle bu ülkeye büyük hizmetleri olan Sultan II. Abdülhamid’i bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anarken onu, okuyup anlamadan, bu ülke için yaptıklarını öğrenmeden, kasıtlı olarak kendisi hakkında oluşturulan ön yargılarla değerlendirmeyelim diyorum.

Eski Türkiye mi Yeni Türkiye mi?

Cumhuriyetin Anlamı

2 YORUMLAR

  1. Bu yazı sahiden harika
    adı üzerinde Yüzyıllık Hasret ve ikinci Abdülhamid Han’ın Hayatı yazı hem akıcı hem de bilgilendirici olmuş

  2. yazarımız bu konuya iyi değinmiş.Ülkemiz üzerinde son zamanlarda oynanan oyunlara bakılırsa bu konu daha da bir önem taşıyor.Yüzyıllık Hasret ve ikinci Abdülhamid Han’ın Hayatını muhakkak okumak gerek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here